18.9.15

Ne yiyorum?


Öncelikle ben kalori hesabı yapmıyorum gün içinde,hatta birşeyin kalorisine bile bakmam ,daha çok yağ ve şeker oranlarına bakarım.
O nedenle gün içinde ne yiyorum biraz anlatıyım istedim kafalarda şekillenebilmesi açısından.

**
Sabah tercihim genelde ;yumurta'dan yana.Yanında lor da varsa gerisi pek umurumda olmuyor:)
Genelde 2 yumurta yiyorum.Sarısıyla beyazıyla ayırmadan..
Çok pişmiş oluyor,kasede ıspanak üstüne salata misali oluyor,tavada içine 1 kaşık yulaf kepeği ve lor ile karştırıp omlet şeklinde oluyor;her şekile sokuyorum yumurtayı..Yanına salatalık/avokado/domates(eğer köy domatesi ise,yoksa yiyemiyorum)/mantar gibi secenekler..Ekmek genelde yemiyorum ,glutensiz seçeneklerden birini seçiyorum;örneğin le pain des fleur krakerlerden 1 parça gibi.Kahvaltıda 1 parça meyveyi de tabağıma eklerim ki tatlı bitiririm..


6.9.15

Takip ettiklerim:

*pinterest

Sosyal medya; bilgi kalabalığı ve akıl bulandırma gibi eksilerinin yanında,doğru hesapları takip edersek bizi istediğimiz sonuca ulaştırabilme yetisine de sahip.

Ben spor/beslenme düzenimi oturturken özellikle instagram ve blog'lardan çok faydalandım .

3.9.15

Spor da kim?



Geçtiğimiz yıl'a kadar ;okulun basketbol takımındaki yedek günlerimi saymazsak;

spor kim? spor ne?


27.8.15

Aslında kolay mıy mış mı


2014 mykonos             &         2015 mykonos

Yukarıdaki fotograf; sol taraf geçen yıl elia beach'te çekildi sağdaki ise bu yıl elia beach'te.


15.8.15

Yazar nasıl değiştiğini anlatıyor


Bir zamanlar ;  diyetler yapmış,kilolar almış-vermiş,hep bir tatlı yiyesi olan hatta azıcık şeker bağımlısı ,mutfakla alakası olmayıp yemek yapmak nedir bilmeyen,abuk sabuk zayıflama ilaçları kullanmış, spora başlamış ama salona 3. kez bile gitmemiş,gerek kilosundan gerek fiziksel halinden hiç memnun olamamış biri yazıyor olacak aşağıdakileri, bilin istedim :)

28.7.15

Tatlı ikili : Positano - Amalfi

Capri'den döneceğimiz gün, trene bineceğimiz Salerno'ya direk geçmektense, ada'dan biraz daha erken ayrılıp bu iki merak ettiğimiz yeri de ziyaret edelim dedik heyecanla.İyi ki öyle yapmışız. 
Capri'den hızlı feribotla direk positano'ya geçtik.Yolculuk kısa ama çok keyifli geçti. Kişi başı 17 euro ödedik.(30-40 dakika civarı)

16.7.15

Capri'm


Capri'ye direk napoli'ye uçup,napoliden de feribota binerek gidilebileceği gibi ;önce roma'ya romadan da tren ile napoliye geçerek gitmekte pekala mümkün.

17.6.15

Alkali'yle tanıştım!

Yine blog okumayıp blog'a yazmadığım günlere merhaba! 

Çok meşgul müsün derseniz hayır çok meşgul değilim.


Sağlıklı beslenmeye kaldığım yerden devam edip aynı zamanda da aktif bir yaşam sürmeye çalışıyorum sadece,ki bu ikisi gerçekten vakit isteyen şeyler.Ben de boşluğumdan yararlanıp ikisinin de hakkını verdiğimi düşünüyorum.
Hatta bir süre sonra  'before/after'  yapmak istiyorum.Belki bir video bile çekebilirim şu an için emin olamıyorum ama..

Bu arada reformer'a başladım,çok keyifli ! 
Yürüyüşe devam ;dışarı çıkıp düşüne düşüne yürümek inanılmaz iyi geliyor tavsiye ederim,kafayı çok boşaltıyor.

Alkali Diyet kitabını bitirdim,birkaç gündür ona göre hareket ediyorum.Su'yu alkali içmeye her daim özen göstereceğim ,muhtemelen diğer detaylara da..Çünkü herşeyi detaylarla açıklayıp çok güzel bilgiler veren bir kitap..Başta biraz sıkıldım itiraf etmek gerekirse, görsel algısı daha kuvvetli biri olarak fazla bilimsel detay vardı (olması gerektiği gibi).
Ama sayfa atlamadan ,bırakmadan devam ettim.(tebrikler ecem büyük iş)

Floransa'dan son bir post var yolda..

27.5.15

Milano'da 2


Milano'ya gittiğimde en çok keyif aldığım iki şey var ;
İlki;
Corso Como caddesi.

Genelde duomo'dan yürüyerek moscova üzerinden geçip ulaşabileceğim bir yürüyüş rotası ile gidiyorum.Önceden Moscova civarında otururken corso como caddesi komşu gibiydi,güzeldi.. 
10 Corso como mağazası da çok keyifli ama ona gitmeden önce uğrayıp içinden 1 saat çıkamayacağınızı garanti edebileceğim bir adres hemen aşağıda fotografta görünen High-Tech.Ev'e dair herşey,harika birçok şey!

25.5.15

Etkilenmek mi?


'Etkilenmek' sözcüğünün şu an'a kadar ki hayatımda gerçekten hakkını verdiğim sayılı an'lardan biri bu atölye/müze'ye girdiğim an.

Alessandro Dari ;yaşayan gerçek bir sanatçı.Aynı zamanda ;eczacı ve heykeltraş.
İçeride tüylerim diken diken inceledim her bir eserini.Eser derken; şu an'a kadar görmediğiniz detayda ve hayal gücünde takılar. 'Takı tasarımcısı' değil,dersem hakkını verememiş olurum.Öyle muhteşem işler yapmış ve yapıyor ki büyülenmiş olarak çıktım desem gerçekten abartmış olmam ve diyorum da.

Floransaya gittiğinizde bi kere mutlaka 3 gün ayırın bu şehire.Küçük olması 1-2 gün de gezip bitirilebileceği anlamına gelmiyor.Bir şehir sadece müzelerinden ibaret değildir,hele böyle şehirler.Ruhuna inin,yaşayın.
Ve burayı mutlaka ziyaret edip kendisini canlı canlı görün derim.Yaşayan çok değerli çok farklı bir sanatçı,saygı duyulası. 

Yaptığı tek bir yüzükteki detaylardan 50 yüzüğe malzeme çıkar o kadar müthiş!

İlk kez Melis götürdü beni,o keşfetmiş. Benim vakti zamanında keşfedememiş olmamın nedeni ise; michelangelo tepesine hep aynı yol'u izleyerek gidiyor olmammış,üzüldüm.Eskiden daha tekdüze yaşıyormuşum demek ki. Oysa çok daha önce kesfetmiş olmak isterdim.Hep bildiğimiz yoldan gitmek bizi sıradan,sıkıcı bir hale getirip aynılaştırmaktan başka birşeye yaramıyor.
Via San Niccolo 115/r 

22.5.15

Yüz milyon gülücük!


Hava bir öyle bir böyle ; o bile ne yapacağına kararsızken ben de evden çıkarken binbir şekile giriyorum.

21.5.15

Valla hepsini yedim !


Kruvasan diye cümleye başlamak istiyorum , ki başladım da , ama brioche diyince daha bi tatlı gelmiyor mu ? Neyse;

En sevdiğim şeylerden biri olman ile ülkemde hakkını verebilen pek bir yer olmamasının arasındaki uyuma ba yı lı y o rum!
Zira her daim elimin altında olsan bu kadar özel olamayabilirdin benim için,seni daha da güzel yapan bu detay işte.

18.5.15

Como'da plank yapmadım demem


Sırada pazar gününü değerlendirmek,göl kenarında yürümek,ara sokaklarında kaybolmak,huzur bulmak için gidip ; çokça yürüdüğüm,hatta plank bile yaptığım,evlerinden birine taşınmak istediğim,soğuk kahve sezonunu açtığım,gerek alnım gerek omuzlarımı farkında olmadan yaktığım,bikinileri ile güneşlenenleri azıcık kıskanıp,muhteşem çiçekli bahçelere sahip evlerin her birine hayran olduğum bir gün geçirdim.

16.5.15

Her gidisin bir dönüsü


Henüz 2 gün önce döndüğüm; milano ve floransa için sırayla bazı başlıklar altında öneriler vermek,daha doğrusu müdavimi olduğum yerleri anlatmak istiyorum.

Neler alırım?
Neler yerim?
Nerelere giderim ?

Bu bir haftalık seyahat için amacım alışveriş değil de daha çok özlediğim tatlar,mekanlar ve sokaklar idi.
Biraz da; market,makyaj (Kiko) ve Tiger.
**
Elimde çok güzel fotoğraflar var,önümüzdeki 2 haftaya yayarak  postları hazırlamayı hedefliyorum:)
**
İlk konu neler aldım?

Öncelikle en çok keyif aldığım şeylerden biri market alışverişi gittiğim ülkelerde.Hele ki chia,quinoa gibi şeyleri 4te 1 fiyatına alınca çok daha keyifli hale geliyor :)

Gidilen şehirdeki en büyük market araştırılır,orada yaşayan birine gidiyor isek bu noktada kendisinin yardımına başvurulur .
Sonra aradıklarımız tek bir reyonda karşımıza çıkınca böyle sırıtılır!
Quaker yulaf bir süredir favorim,türkiyede muadillerine göre pahalı buluyordum(20tl+) ,yunanistanda 1.80euro olduğunu görünce alıp denedim ve tadının karşısında diğer(ismi lazım değil) markalara bir daha elimi sürmeme kararı aldım.Her gittiğim yerden taşımak uğruna:)

Chia'nın 225 gr'ı 25 tl türkiyede,bu 250gr'lık chiaları italya Esselunga'da 3.29euro'ya aldım.
Ek olarak amarant ve quinoa ile masum olduğunu düşündüğüm bir paket doğal şeker aldım denemelik..

Tiger mağazası'nın bizde tanımı yok.Hem sürekli yenilenen birbirinden tarz, ilginç her türlü ürün bulunup hem de fiyatları sadece 1-2-3-4-5 euro civarlarında olan bir mağaza zincirimiz yok ne yazık ki..İtalyaya gittiğinizde tiger gördüğünüz yerde dalın içeri ;)
Kokteyl çubugu,patlamış mısır kartonları,çay demliği(yeşil olan) gibi bulduğumu getirdim.

Kiko kiko ; italyada kalırken(6ay boyunca)sadece 1 kez girmiştim içine şaka gibi.Fiyatları çok uygun oluğu için kalitesiz olduğunu düşünüyordum o zamanlar;ancak fikrim sonradan değişti;hem üretiminin almanya ve italyada yapıldığını öğrenince ,hem birçok insanın kullanıp memnun olması ,hem de gerçekten kaliteli olduğunu bazı kaynaklardan öğrenince.
Pudra 9 küsür,eye liner 6.90, rujlar 4-8 arası ,dudak kalemi 2 -4 , göz kalemi de 5-6 euro civarı idi.
Ecem kiko ile nasıl barıştı da diyebiliriz bu paragrafa 
Gitmeden bir süre önce aklıma düşmüştü; fular ; fular,saçımda kullanmayı çok seviyorum.

Via Montenapoleone de bulunan ürün skalası çok geniş bir outlet var ( d magazine montenapoleone) ,oradan geçerken bi girip bakarım mutlaka ne var ne yok diye.Misal şu an 90-100euro civarı olan manebi espadrillerin birkaç modeli vardı ellerinde sadece 27 euro..
Tam aa fular var mı acaba güzel derken bunu gördük ve bayıldım! 
Moschino fular 29 euro

**
Alışveriş için gitmediğim italya'dan aldıklarımın hepsi bunlar :)
Ancak siz alışveriş için gidiyorum diyorsanız ; 
Tur ile gidebileceğiniz ;
Serravalle outlet ve Fox Town çok başarılıdır.

Yürüyerek yahut tram ile ulaşabileceğiniz ; Corso como outlet,D magazine montenapoleone.

Floransa için; The mall ,Space.

Elbet outletler bunlar ile sınırlı değil hatta girdiğim ama adını hatırlayamadığım birkaç yer daha var.Milano gerçekten bir alışveriş cenneti olduğu için herhangi bir sokakta da karşınıza outlet çıkabiliyor..Gitmeden iyi araştırın :)

6.5.15

Kısa bir ara


Yürüyüşünü yapmış matcha çayını içmiş vicdanı rahat bir ecem bu karelerde gördüğümüz.Dolayısı ile sakin huzurlu ve mutlu..Tek hatam o gün çanta seçimimi yanlış yapmamdı,omuzlarım koptu..Bir dahakine sırt çantası..

Siz bu postu okurken ben biraz uzaklarda olacağım; italya beni özlemiş :) Duyguların karşılıklı olduğu ilişkileri pek severim.

Valizimi hazırlarken olabildiğince çok amaçlı kıyafetler götürmeye çalışıyorum,çünkü kocaman valiz taşımayı pek sevmiyorum açıkçası.Tek başıma gerek amerika dönüşü gerek italya dönüşü bu büyük valiz olayından çok soğudum.
Her koyduğumu 2 gün değiştirerek giymek üzere hazırlıyorum kıyafetlerimi.
Belki dönüşte açıklamalı olarak anlatırım bunu.

Sonuç olarak spor ayakkabılarımı kaptım gidiyorum,italya demek yürümek demek bilen bilir:)


Lena Perminova da bu taytı gördükten sonra almaktan vazgeçmiştim ama koleksiyonun sunulduğu gün canlı canlı dokununca dayanamadım.Olmadı evde kendi kendime giyerim dedim hatta :)

Fotografları çeken arkadaşım 2 metre boyunda olduğu için ben karelerde 1.30 gibi çıkmışım halbuki 1.69'um (aman ne uzun iyi ki söyledin)

Dönüşte görüşmek üzere







5.5.15

'Çay' deyip geçemem,çok başka birşey


 Bildiğim çayları unuttum.

Ben ki 24 yaşımda çay sevdiğimi öğrenmiş insan (-çay mı içersin,meyve suyu mu? -Yok ecem çay içmez,sevmiyor = Hayatımın ilk 20 yılı)
Oysa ki tüm çayları içmekten keyif alıyormuşum,siyah çay,yeşil,ada,kuşburnu.En güzeli de bizim evde bu üçü daima yaprak yaprak satın alınır,poşet çay girmez.


Son aylarda birkaç kez internet sitelerine girip incelemiş biri olarak Chado'nun kısa bir süre önce Arnavutköy'de ilk yerini açtığını duyunca hemen cumartesi gününün planını tamamen oraya gitmek üzerine yaptım.

Çengelköyde kahvaltı,oradan deniz yolu ile bebeğe ve bebekten arnavutköy'e yürüyüş.
Amacım matcha'yı yerinde tatmak ve chado'yu ziyaret etmekti.

Matcha'mızı hazırlayan tatlı hanımefendinin tavsiye ederek koklattığı çayların içinde kendimden geçtim.Ama ilk denediğim karamelli yeşil çay burnuma adeta kazınınca ,ilk alacağım çay hakkımı ondan yana kullandım.Ancak; tabi ki burada bitmez ,çay ciddi bir meseledir :)

Sırada Rooibos, Blue flowers earl grey,Jasmine pearls gibi aklımda kalan enfes çaylar ile bunların haricinde denemek istediğim birçook çay var.

Eğer benim gibi japonların çay kültürüne hep özenip,  bir de farklı tatlar denemeyi seven biri iseniz chado'yu ziyaret edin, ba yı la cak sı nız garanti :)









30.4.15

Bir kutu 'olumlu' lütfen,yok naneli olsun.(?)



Olumlu düşün,olumlu düşünmelisin,meliyiz,meliler

Bizim elimizde olmasa halbuki bu ,kendimizi bunun için zorlamasak hani hoop kendiliğinden olsa,Hapı olur şurubu olur,hadi iğnesi olsun olmadı ,ben korkmam iğneden zaten,.Ama ne yazık ki henüz hiçbiri mevcut değil. İnsanoğlunun omuzlarındaki en büyük yük bence; herşey tamamen senin elinde...

Her durumda önümüzde iki seçenek oluyor ; ve bundan mutlu yahut mutsuz olmak elimizde.Ne ilginç değilmi. Adı :Bakış açısı.

Ve inanın bu her ama her durum için böyle.

Çok ilginçtir ki aslında o olumsuz diye gördüğümüz şeyler bize öyle dersler veriyor ki, ''nasıl olur:nasıl olmaz '' bilmem ne, diye hayıflanırken (türkler melankoli sever) o asıl farketmemiz gerekeni edemiyoruz,dersimizi alamadan da hooop geçiyor. 

Yani diyeceğim o ki her yaşadığımız bize birşey katıyor,olumlu ya da olumsuz .Sadece biz;kafamıza taktığımıza öyle odaklanıyoruz ki istediğimiz şekilde olmadığında yıkılıyoruz.

Ben yapıyorum artık yani yapmamaya çalışıyorum.Bunu en çok insanlardan beklentilerimi düşük tutarak hatta birşey beklemeyerek yapıyorum.

Çünkü karşımda benim kadar detaylı düşünen , kurgulayan insanlar yok.
Dolayısı ile 'şöyle mi yapar böyle mi düşünmüştür' diye düşünen ben bu düşüncelerin sonunda hep elde 0 ; derim ki beklentiyi düşürmeyin,sıfırlayın , ki mutlu olun :)

Evet mutluluğun sırrını buldum şu an ; kimseden hiçbirşey beklemiyoruz :))

***

Geçtiğimiz hafta sonumun bonus'u annemin vintage olma adayı yeleği idi. Hırka üstü yelek yaptım çok lezzetli oldu! Kahveler siyahlar mint'ler kabarık saçlar ; uyumsuz mu ? yok bu benim.
İçinden geldiği gibi olma çabasında bir ben.
Ayakkabılar o gün ilk giyişim olduğundan bana pek iyi davranmadılar.
Ama 2. şansı herkes hakeder,çünkü hatalar insanlara mahsus(bazen de ayakkabılara). 

3. şansı ise verme taraftarı değilim ;)

 
 
 
Çeken'e de çekilen'e de eziyet ; zıplamak 
 

Jean:Topshop / Cardigan,Flats :Mango / Top(inside):F&F

29.4.15

Bu bir Triangl hikayesi'dir

Evet kahveniz ve benim ki gibi uydurma şekersiz muffin'iniz hazırsa başlayalım,zira uzun bir yazı oldu.
Her detayı anlatmaya çalıştım.

Triangl ve gümrük hakkında kafanızda birçok soru var biliyorum.Çünkü benim de vardı.
Dayanamadım daldım içine ve mutlu sonla bitti ama nasıl;

Önce bikininin rengine neredeyse 2 ay karar veremedim.Tumblr ve instagram görsellerinde baktığımda çıkan renkleri/modelleri giyenlerin gerek ten renkleri gerek vucut ölçüleri (göğüs büyüklüğü vs) yanlıs kararlar verdirtebiliyor.Örnek:Natasha Oakley:bi bikini de yakışmasın arkadas.

Önce Peach Soda alacak gibiydim ama son anda Flamingo Fling'a karar verdim.İtiraf ediyorum model adının flamingo olması ve renkleri aklımı çelmeye yetti.

Beden bende en büyük sorundu çünkü değiştirmek için geri gönderme fikrine hiç ısınamadım online alışverişte,şu an'a kadar da hiç geri göndermedim birşeyi. Bu da benim takıntım işte..O nedenle nokta atışı yapmam gerekiyordu.

Triangl sitesindeki online chat kısmından yardım aldım,ama tatmin olmadım.İnstagram'da ararken benim vucut ölçülerime yakın bir kız alıp giymiş ve altında da sorulan bir beden sorusuna S+S yanıtını vermişti.Ta taa;çok yaklaşmıştım,çünkü vücutlarımız benziyordu.

Ben alttan çok üst'ten korktum açıkçası  çünkü spor'dan dolayı göğüslerim baya küçüldü.Ama göğüs büyüklüğünden çok göğüs kafesi çeperini dikkate alıp (dar bir göğüs kafesim yok çünkü)  Small'da emin oldum. Ancak elime geçene kadar da korktum ne yalan söyliyim:)

Beden olarak daha detay vermem gerekirse; zara ve mango'da  pantolonlarım 36 beden,Oysho da M-S değişiyor,victorias secret iç çamaşırları ve bikini altlarında da Small. Hem bunlar, hem de ürünün beden skalasına bakıp yola çıktım.Mesela altlarda (bottoms) XXS-XS-S-M-L-XL seçenekleri var.Ben XXS ve XS olamam  çünkü dar bir kemik yapım yok ve 32 gibi bir bedenin içine imkan yok giremem. Dolayısı ile bu ikisi bende elendi.XL ve  L aynı şekilde günlük hayatta da hiç almadığım bedenler. S ve M arasında çok kaldım,hatta Triangl online chatte ki kişi M önerdi ama içimden S almak geçti ki BİNGO! Tam oldu,hani deneyip almışım gibi..

Üst'te victorias secret sütyen bedenime güvendim, 32B ya da 32C ,İntimissimi de 75B kullanıyorum. Triangl S seçmemi önerdi bunları söyleyince.S ile XS arasında kaldım açıkçası ama sonuçtan memnunum ,çünkü korktuğum büyük gelmesiydi ama tam oturdu.Ancak Natasha Oakley(Abikiniaday) gibi fırlamıyor göğüsler yukarıdan orası biraz üzücü :))

Triangl başarılı bir marka gerçekten. 17'sinde bikiniyi satın aldım 18'inde gönderildi,22'sinde ülkeye girdi gümrüğe takıldı derken 29u itibari ile elimdeydi. Ülkeye gelişi bile vaad edilen tarihten erken oldu derken ;türkiyem türkiyem. 

Ödediğim ücret kargo ile toplamda 109 $.Ve bu tutar ile alışverişimin gümrüğe takılacağını biliyordum,bilerek aldım zaten. Perşemde ülkeye giren paketimin; cuma günü kargo firmasıyla elime gönderilen kağıt ile; gümrükte olduğunu ve onlara ulaşmam gerektiğine dair bir yazı aldım.

Gümrük firmasına ulaştım; bana ,verdiğim bilgiler doğrultusunda yaptıkları dönüş mail'inde 140tl ardiye masrafı + 54 tl vergiyi verilen hesaba yatırmam gerektiğini söylediler.
54 tl vergi ödeyeceğimi zaten biliyordum ama ;daha depolarına gireli 1 gün olmuş nerdeyse bir raf bile kaplamayan ürünüm için ben 140 tl ne diye ödüyorum.

Telefonla birkaç saat ulaşmaya çalıştım gümrük firmasına ve sonunda karşımda görevli ; 

-Benden ardiye(depolama) ücreti istiyorsunuz bu nasıl oluyor?Ben ticaret yapmıyorum binlerce ürünüm yok,paketim yeni geldi,kaldı ki yer bile kaplamayan boyutta bir paket bu. 
-Bu ürün gümrüğümüze girdiği an zaten ardiye ücretine giriyor. 
-Nasıl yani? Süresi ,paketin boyutu önemli olmadan? Ben bu parayı ödemiyorum,ödemeyeceğim. 
-Eee ben bir bakıyım kargo kodu neydi,tekrar kontrol ediyim........Ecem hn kargo yeni gelmiş zaten,siz vergiyi ödeyin, ben işleme koyayım kargoyu.
-Yani ? 
-54 tl'yi yatırmanız yeterli.

Bu kadar kolay vazgeçilebildiğine göre demek ki alınması gereken bir ücret değilmiş. Yani kaba tabirle 'Yersen?' 
Çok yazık.
Diyeceğim o ki hakkınızı savunun.Ben itiraz etmeseydim eğer kimse bana ardiye ücreti ödemeniz gerekmiyor demeyecekti.Kimbilir kaç kişi korkup boş yere ödüyor o parayı,ne kadar ayıp.

Aklıma gelen herşeyi yazmaya çalıştım,eğer aklınızda bunlar dışında bir soru varsa yorum bırakabilirsiniz.


Eveet bikini geldiğine göre spora daha bir ağırlık verelim ki hakkını verebilelim :))


15*07*2015 itibarı ile Triangl Free Shipping oldu.Geçici bir durum olmadığını sanıyorum.Bu durumda aldığınız bikininin fiyatı 85 euro'nun altında olduğu takdirde gümrüğe de takılmıyorsunuz.

24.4.15

Sen nerelerdeydin ?


Bu başlık üzerimdeki yelek için.

Annem'e söylenirdim aklıma geldikçe; tüm kıyafetlerini dağıtmışsın hiçbirşey bırakmamışsın bana diye.
Hakkını yemişim,burdan özür diliyorum .
Artık eli mi değmemiş vermeye mi kıyamamış bilmiyorum ama birkaç parça var ki göz bebeğim.
Bu yeleği bir süredir dolapta tutuyordum ki geçtiğimiz haftasonu'mun bonus parçası oldu.İki gün farklı parçalarla giydim.Çok seviyorum,hep benimle olsun istiyorum.Bi 15-20 senelik olduğunu sanıyorum emin olmamakla beraber.

Gözlükler The Outnet'ten.Net-a-porter'ın outlet'i olan site de birçok markayı çok çok uygun fiyata alabilmeniz mümkün,bu da benden size bir sır :) Siteye girer girmez shipping'i turkey yapın ki türkiyeye gönderim yapmayan amerika sitesinin stoklarından birşey beğenmeyin..

Aklımda yeni oluşumlar var.Proje gibi birşey aslında,ancak henüz tam planlamasını yapmadım.Daha önce yapan oldu mu onu da bilmiyorum.Çok gizli kapaklı konuştum farkındayım ama ,neyse hayata geçirirsem hep beraber görmüş olacagız.






Vest: belongs to mom /Jean-Sweater :Zara / Boots:Mango / Sunglasses:House of Holland / Bracelets:Pandora-Tiffany&Co